Şair Dertli

Şair Dertli

19’uncu asrın büyük halk şairi Dertli, 1772 yılında Bolu ili Yeniçağa İlçesi Şahnalar Köyünde doğmuştur.

Babası Kara Hüseyin oğullarından Bayraktar Ali Ağa adında bir çiftçi, annesinin adı Ayşe’dir. Dertli’nin asıl adı ise İbrahim’dir.

Dertli’nin köyünün, eşsiz bir tabiat zenginliği ve güzelliği taşıyan ormanlık bir bölgede oluşu ve bilhassa Yeniçağa Gölü’nün hemen yanı başında bulunuşu Şairin ruhiyatı üzerinde son derece müessir olmuştur.

Hemen hemen bütün çocukluğunu ve gençliğini çobanlıkla Yeniçağa’da geçiren ve zaten büyük şairlik istidadı ile doğan Dertli’nin artık şair olması için bütün sebepler hazırdır.

Babasının ölümünün ardından gurbete çıkan Şair Dertli bir süre İstanbul’da bulundu. Konya’da Hacım Asım usta adlı kahvecinin yanımda üç yıl çıraklık yaptıktan sonra seyahatini Mısır’a kadar uzatarak on yılda orada kalmıştır.

Bu arada gerek Konya’da ve gerekse dolaştığı yerlerde ve nihayet Mısır’da temas ettiği halk şairlerinden ve tekke mensuplarından faydalanmayı şiir ve tasavvuf öğrenmeyi de asla ihmal etmemiştir.

Bu sıralarda ise Şair Dertli Lütfi takma adı ile şiir söylemeye başlamış görüyoruz. Elinde sazı, başında beyaz sekesi ile köyüne dönmüş ve komşu köyden Saray köylü Hafize adında bir kızla evlenmiştir. Dertli’nin Hafize hanımdan Ömer ve Seyid Ali isimli iki oğlu olmuştur.

Fakat saz ile geçinmenin rahatlığına alışan Dertli, bir türlü köyüne ısınamamış ve fırsat buldukça çoluk çocuğunu bırakarak Anadolu’da dolaşmaya çıkmıştır.

Buna rağmen koşmalarında görüldüğü gibi bazen pek uzun süren bu seyahatler, onda bazen yurt yuva hasretini alevlendirmiş, yorgun ve perişan köyüne döndürmüştür.

İhtiyarlığına doğru ise artık seyahatlerini kısaltmaya, Kastamonu ve Ankara’yı geçmemeye gayret etmiştir. Şöhreti İstanbul’a kadar uzanan Şair Dertli, halk şairlerine çokça ilgi gösteren Sultan Mahmud’un fes giyilmesini ferman ettiği sıralarda İstanbul’da bulunmuştur. Bu hadiseyi fırsat bilen Dertli de diğer şairler gibi fese ait bir medhiye yazar, fakat ötekilerden üstün olan şairin bu manzumesi herhalde Sultan Mahmud’un dikkatini çekmiş olmalı ki ona bağışlarda bulunur ve onu köyüne ayan nasbeder.

Dertli bu seyahatte İstanbul’da karşılaştığı halk şairlerini de birer birer mat ettiği gibi gerek sazına hakimiyeti ve gerekse söylediği koşmalarla halkın da büyük takdir ve hayranlığını kazanır.

Bektaşi şiirleri tarzında tevriyeler, neferler, Kerbela şehitleri için menzumeler yazdı. Hece vezninin yanında , aruz vezni de kullandı. Fuzuli’nin etkisi altında divan edebiyatı tarzında ürünlerde verdi. Geredeli Aşık Figani, Aşık Meytuni, Mudurnulu  Aşık Emin gibi çırakları yetiştirdi. Rıza Tevfik Bölükbaşı da ondn etkilendi.Sade şairi değil, sazını tezyife kalkan bir vaize şairin (Şeytan bunun neresinde?) redif ile söylediği taşlama pek meşhurdur.

Böylece yetmiş üç kocaman yılı bin bir macera ile dolduran Şair Dertli, 1845 yılında yaptığı Ankara seyahatinde hastalanarak orada ölmüştür.

 

 

 

 

Yardımcı Sayfalar

 

Türkiye Karayolları Haritası

İller Arası Mesafe

Sürücü Ceza Puanı

Araç Vergi Borcu

Büyükelçilikler ve Konsolosluklar

Ülkelerin Yerel Saatleri

Dünya'da Hava Durumu

SSK Hizmet Dökümü

Telefon Rehberi

T.C. Kimlik No Öğren

IMEI Sorgulama

Motorlu Taşıtlar

Hava Durumu

Telefon Faturası

Adsl Faturası

Elektrik Faturası

Döviz Bilgileri

Sahte Para

Bolu

Yeniçağa Belediyesi

Yeniçağa Kaymakamlığı

Yenicagachefs

Yeniçağa Spor 

 

 

döviz


Diller
İçerik Rss - Haberler Rss
Tasarım ve Programlama: Omnportal