Köylerimiz

ADAKÖY

         Merkeze 4 km uzaklıktadır. Çamurcuk (15 hane) ,Merkez (35 hane) olmak üzere iki mahallesi vardır. Okuma yazma oranı % 100'dür. Tarım, hayvancılık ve Nakliyecilikle geçimini sağlayan köy Yeniçağa gölü kıyısında düz bir ovada kurulmuştur. Köyde şeker pancarı tohumculuğu yapılmaktadır.

TORAMAN KÖYÜ

        1706 Bolu Livası Tahrir Defteri’nde Çağa Kazasının köyleri arasında Toraman Köyü’de sayılmaktadır. Bu köyün nerede olduğu belli değildir. Köyde; mescid, medrese, değirmen, kaplıca bulunmaktadır. Köyün, bu dönemde sayılan diğer köylerden hiçbir eksiği yoktur. Ayrıca Toraman Köyünden İmamoğlu Ahmed isminde bir kişi zikredilir. Bu Köyün neresi olduğu bilinmemekle birlikte, Toramanoğlu bugün Çamlık Köyü ve Adaköy’de sülale ismi olarak kullanılmaktadır. Buradan yola çıkarak Toraman Köyü’nün bu köylerden birisi ile göstermek yanlış olmaz.

Çamlık Köyü’ne giden yolun üzerinde Osmanlının son dönemine ait bir çeşme vardır. Bu Çeşme bir hayrattır. Üzerinde kitabesi vardır. Kitabesinden kimin tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Kitabesi şöyledir:

      Burada adı geçen Toramanoğlu kerimesi Fatıma ifadesinden de anlaşılacağı gibi bu sülale eski bir süleledir ve köy adıdır. Çeşmenin Çamlık yolunda olması köyünde Çamlıkla ilişkisini kuvvetlendirmektedir. Yerini bilemediğimiz bu köy Çamlık Köyü’ne yakın olabilir.

Elimizde bulunan Osmanlı Dönemi kayıtlarından hiçbirinde “Adaköy” ismine ratlamıyoruz. Bunun iki nedeni olabilir. Birincisi; bu köyün kuruluşu Osmanlı Devleti’nin yıkılışından sonradır. İkincisi de; bu köy Osmanlı Devleti döneminde vardır, fakat adı farklıdır. Yukarıda görüldüğü gibi Toraman Köyü Osmanlı Devleti zamanında kayıtlarda vardır. Fakat daha sonra kayıtlarda artık görülmez. Bence bunun nedeni Toraman Köyü Osmanlı Devleti zamanında bu adı taşıyordu. Daha sonra köyün adı “Adaköy” olarak değiştirildi. Bugünkü Adaköy geçmişteki Toraman Köyü olmalıdır.

 

AKINCILAR KÖYÜ

                   Akıncılar Köyü, ilçeye 2 km. uzaklıktadır. Gölün hemen doğusunda yer alır. İsim değerlendirilirken “Delil-Ispat” anlamı üzerinde çok durulmuştur. Fakat bunun doğru olmadığını artık biliyoruz. Çünkü Kanuni Sultan Süleyman döneminde köy “Delüler” olarak kayıtlarda geçmektedir. Delüler, deli, divane gibi anlamlara gelmekle birlikte başka bir anlamı daha vardır. Osmanlı Devleti’nin askeri örgütlenmesinde, Eyaletlerden gelen birliklerde vardır. Bu birliklerin arasında “Deliler” adı verilen, iri yarı, yiğitlik ve cesaretiyle ünlü olup, akıncılar gibi hafif süvari kuvveti biçiminde, aynı silahlara sahip (silahları; zırhlı göğüslük, mızrak, kalkan, atların eğerine takılı başı topuzlu bir bozdoğandan oluşurdu.) bir örgüttü ki, düşmana korkusuzca saldırmaları ve gözlerini budaktan esirgememeleri dolayısıyla Deli olarak adlandırılmışlardır. Deliler sancakbeyi ve beylerbeyinin emrinde olup çoğunluğu Türklerden oluşmuştur. Bu köyün ismi 2006 senesinde “Akıncılar” olarak değiştirilmiştir.

Yeniçağa Gölü’nün kuruması, suyun çekilmesi ile ortaya çıkan alanda kurulmuştur. Köyün tarihi eski olmakla beraber, yerleşim yeri olarak tarihi çok eskiye dayanmaz. Köy daha önce, yaylasının olduğu yer civarında iken, daha sonra buraya taşınmıştır. 1530 tarihli Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri’ndeki haritada köy, Dörtdivan ile Yeniçağa arasında, Dörtdivan’a yakın bir yerde, şimdiki yaylasının doğusunda gösterilmiştir.[1] Bu da köyün önceden şimdi olduğu yerde olmadığının bir kanıtıdır. Buna diğer bir kanıtta; köy çok eski yıllardan beri mevcut olmakla birlikte, köyde hiçbir tarihi eserin olmamasıdır.

         Köyün içinde ve civarında tarihi eser özelliği taşıyan malzemeye rastlanmamıştır. Deliler Köyü hem bir köy hem de divan olarak geçmektedir.  Bugün bir köy olan Şahnalar ismi 1530’da Deliler Divanı’nda görünmektedir. Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri’nde “Delüler Divanında Şahnalar Oğlanlarının yerleri hisseden vakıftır.” İfadesi bulunmaktadır. Bu ifadeden Şahnalar oğullarının en azından Delüler Divanı içinde olduğunu anlıyoruz. Deliler Köyü’nün bu tarihte Dörtdivan tarafında olduğunu hatırlatalım. Deliler Köyü, eski konumunda Şahnalar Köyü’nün olduğu yere daha yakın idi.

         Deliler Köyü, 1845 Temettuat kayıtlarında 11 hanedir. Hane sayısına göre nüfusu yaklaşık 50–60 arasındadır. Köyün 1845 yılı yıllık geliri 14461 guruştur. Ödediği vergi 5500 guruş, aşar vergisi 518 guruştur. Hane başına 1315 guruş geliri vardır.

         Köyün en varlıklı olanları Delimehmedoğlu Mehmed ile Kadıoğlu Mehmed’dir. Delimehmedoğlu Mehmed aynı zamanda Çağa nahiyesininde en zenginlerinden birisidir. Mal varlığı şu şekildedir: 43 tane büyük ve küçükbaş hayvan, 8 kovan arı, 8 dönüm çayır, toplam yıllık geliri 3857 guruştur.

         Kadıoğlu Mehmed’in 41 adet küçük ve büyük baş hayvanı 1 kovan arısı, 6 dönüm çayırı, toplam 2994 guruş yıllık geliri vardır. Kadıoğlu Mehmed’in birde tarihi yanı vardır. Kadıoğlu Mehmed, cinnet geçirmesi sonucunda karısı tarafından balta ile öldürülmüştür. Bu olay başkent İstanbul’a kadar duyulmuş, kadın deli olup olmadığının anlaşılması için İstanbul’da muayene edilmiş ve deli olduğuna karar verilmiştir. İşte Temettuat Defterinde kayıtlarına rastladığımız Kadıoğlu Mehmed budur. Bu kayıtlar çıkarılırken henüz hayattadır.

         Bu köyde birde topçu askeri komutanlığı yapmış olan bir kişi vardır. Bunun adı da Kadıoğlu Durmuş’tur.ler Köyü’nün Abdülmecid döneminde yaşayan sülaleler şunlardır: Hamzaoğlu, Delimehmedoğlu, Kadıoğlu, Karaalioğlu, Kaba Haliloğlu, İmamoğlu, Kemaloğlu.

 

 

AŞAĞI KULDAN KÖYÜ

 

          Aşağı Kuldan Köyü ilçeye 3,5 Km. uzaklıktadır. Tepe ve Aşağı Mahalle adlı iki mahalleden oluşmaktadır. Bu köyün kuzeyinde kilise kalıntısı denilen bir yer vardır. Bizans Dönemine ait bir kilisenin kalıntısı olduğu anlatılır.

         Aşağı Kuldan Köyü’nün merasında geçmiş yıllarda lahid mezar kalıntıları bulunduğu anlatılır ve günümüz kaynaklarında yazar. Burada görülen lahid kapağının üzerinde güzel bir kız resmi bulunuyordu. Kapağın olduğu yerde Ali Rıza Ünlü kazı çalışmaları yapmış, fakat lahid bulunamamıştır.

         Yine Aşağı Kuldan Köyü civarında, yer altında boşluklar bulunmaktadır. Bu boşluklar bu topraklarda yaşamış olan eski milletlerin eserleridir. Bu boşluklar mezar olarak kazılmış yerlerdir.




YUKARI  KULDAN KÖYÜ

    Yukarı Kuldan Köyü, ilçe merkezine 2 km. uzaklıktadır. Belen Tepesi’nin kuzeye bakan yamacında kurulmuştur. 

     Yukarı Kuldan Köyü civarında da tarihi kalıntılar vardır.Bunlar kesme taştan mimari öğeler ve yazılı taşlardır. Roma ve Bizans dönemine tarihlendirilebilir. Köyün güneydoğusuna doğru bulunan alanda yüzey malzemesinde bol keramik mevcuttur. 

 

Kuldan Yeniçağa İlçesi’nin batısında yer alan iki köyün adıdır. Bu köyler Aşağı Kuldan ve Yukarı Kuldan köyleridir. İsim Türkçe değildir. Bu  ad için; sözlük, Türk boy isimleri ve tarihsel isimler üzerine yaptığımız araştırmada “Kuldan” ismine hiçbir yerde rastlayamadık. İsmin kökeni ve anlamı ile ilgili görüşümüz şudur:

         Eski Anadolu dili olan Luwi dilinde Kulu/kolo “Kıyı” anlamındaki adın köküdür. Yine Luwi dilinde son ek olan ve coğrafi yer adlarının sonunda kullanılan –(wa)nda ile birleştirildiğinde ortaya “Kuluwanda” , “Kulunda”  yani “Kıyılı” anlamına gelmektedir. Kulunda ya da Kuluwanda eski zamanlardan günümüze kadar söyleyiş farklarından meydana gelen değişim sonunda “Kuldan” biçimine dönüşmüş olabilir. Gerede isminin ilk biçimin Kreteia olduğunu düşünürsek bu değişim daha anlaşılır olacaktır. Eğer Çağa Gölü’nün eski zamanlarda şuankinden çok daha büyük olduğu gerçeğini kabul edersek, gölün Kuldan köylerine çok daha yakın olacağını görürüz. Kuldan adının kökeni ve anlamı konusunda yukarıdaki görüşü bir öneri olarak getiriyoruz.

         Kuldan ismi ile ilgili diğer bir görüşte şudur: Candaroğlu Beyliği’nin ikinci Sultanı Şücaüddin Süleyman Paşa, Gerede ve Çağa’yı alınca Kuldan Köyleri civarına “Aşağıkol” ve “Yukarıkol” diye iki kısım asker yerleştirmiştir. Bunlar daha sonra köy haline gelerek “Aşağı Kuldan-Yukarı Kuldan” isimleri ile anılır olmuşlardır.

ÇAMLIK KÖYÜ  

         Yeniçağa İlçesi’nin kuzeydoğusunda yer alır. Uzaklığı 7 km.’dir. Köy orman içinde, çam ağaçlarının arasında olması nedeni ile bu adı almıştır. Yeniçağa İlçesi’nin rakım olarak en yüksek köylerinden biridir.

         Köyün içinde yazılı taşlar vardır. Güney yönünde yüzey malzemesi çanak-çömlek olan bir arazi vardır. Burası eski bir köy ya da tarihi bir yerleşim yeri olabilir.

         Köyün tarihi fevkalade eski olup şu anda Adaköy, Yumrutaş, Kertil, Çamurcuk köyleri bu köyden ayrılan kişi veya kişilerce kurulmuştur. 

         Ali Rıza Ünlü, “Tarih Boyunca Gerede” adlı eserde bu köyün Karataş ve Doğancı namları ile iki parçaya ayrıldığını bildirir. Hakikaten 1845 Temettuat Defterinde bu köyün kayıtlarında Doğancılarlı Oğlu ismine rastlanmaktadır. 

Toramanoğulları ve Fazlıoğlu tarafından yaptırılmış bir çeşme vardır. Adaköy’ün Çamurcuk Mahallesi ile Çamlık Köyü yolu ayrımında bulunan tarihi çeşme Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine aittir. Çeşme bir hayrattır. Üzerinde kitabesi vardır. Zaman içinde bedeni zarar görmüş olduğundan ön tarafı sıvanmıştır. Ne yazık ki orjinalliği bozulmuştur. Kitabesinden kimin tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Kitabesi şöyledir:

Sahibül hayrat vel hasenat (hayırların ve iyiliklerin sahibi) Cenneti ve derecelerini arzulayan Toramanoğlu kerimesi (kızı) Fatıma, Fazlıoğlu Mehmet Ağa hayratıdır.”Çeşme kitabede adı geçen Fatma ve Mehmet Ağa ismindeki karı-kocaya aittir.

         Çamlık Köyü, Temettuat Defterinde 36 hane olarak kaydedilmiştir. Hane sayısına göre köyün nüfusu 180–200 arasındadır. Köyün imamı Mursaloğlu Mehmed Satılmış’tır. Toramanoğlu Osman, İstanbul Ayasofya’da kireç tahsil ilminde çalışmış, sonra köyüne dönmüştür. Bu köyden Tiryakioğlu Mehmed askeriyede komutan olarak görev yapmaktadır. Yine bu köyden Uzunağaoğlu İbrahim adında bir zat Bolu’da süvari piyade neferidir ve aylık 100 guruş kazanmaktadır.  Köyün 1845 yılına göre yıllık geliri 27985 guruştur. Yıllık vergisi 9850 guruş, aşar vergisi 1171 guruştur. Hane başına 777 guruş civarında düşmektedir.

         Çamlık Köyü’nün Abdülmecid dönemindeki sülaleleri şunlardır: Musluoğlu, Dağcıoğlu, Sarı İmamoğlu, Sofioğlu, Hendekçioğlu, Ömeroğlu, Kör Bekiroğlu, Toramanoğlu, Uzunağaoğlu, Güloğlu, Bayramoğlu, Balabanoğlu, Karaoğlunoğlu, Çoban Ahmedoğlu, Bostancıoğlu, Soluğanoğlu, Tiryakioğlu, Battaloğlu, Doğancılarlıoğlu, Bitgözoğlu, Keleşoğlu, Tınaz Ahmedoğlu

DEREKÖY

     Karşı, Karamanlar ve Hamza Mahalleleri olmak üzere üç yerleşimden oluşan köy ilçe merkezine 10 km uzaklıktadır. Köy halkı geçimini tarım ve hayvancılığın yanı sıra nakliyecilik ve aşçılık yaparak temin etmektedir. Köyden yetişmiş ünlü aşçılar bulunmaktadır. KöyDE okuma yazma oranı %100 dür. İlçenin kuzey batısındaki köyün etrafı ormanlarla kaplıdır, çok güzel mesirelik alanlara sahiptir. 

ŞÜCAADDİN KÖYÜ

      Şücaaddin Köyü, bugünkü Örenköy, Kemaller Köyü, Dereköy ve mahallelerini kapsamaktadır. Bunların hepsinin toplamı Osmanlı Devleti zamanında Sücaaddin Divanı (Köyü) olarak anılmıştır.  1706 Bolu Livası Tahrir Defteri’nde Sücaadin Divanı yerine Sücaaddin Köyü olarak geçmektedir. Köyde bu dönemde mescid, kaplıca ve dükkanlar bulunmaktadır. Köy hakkında bunların dışında bir bilgi verilmez.

         1845 Temettuat Defteri’nde köyün hane sayısı 84’tür. Hane sayısına göre nüfusu ise yaklaşık 420 civarındadır. Köyün imamı Şabanoğlu Ahmed Efendidir. Köyde bu dönemde Şeyh Haydar Vakfı bulunmaktadır. Vakıfta da Hacı Kuzoğlu Ömer görev yapmaktadır.

         Yine köyde dikkat çeken şahıslardan birisi askerlikten emekli olmuş Kemaloğlu İbrahim’dir. Bu şahıs emekli aylığı olarak 15 guruş almaktadır. Köyün 1845 yılında yıllık geliri 40419 guruştur. Bu gelire göre ödediği vergi ise 9272 guruştur. Aşar vergisi ise 976 guruştur. Köyde hane başına düşen toplam gelir 482 guruştur.

         1840’lı yıllarda köydeki sülaleler şunlardır: Şabanoğlu, Alagözoğlu, Uzunağaoğlu, Hacı Kamburoğlu, Hacı Bekiroğlu, Hafız Mahmedoğlu, Aslanoğlu, Hacı Haliloğlu, Köle Haliloğlu, Hacı Kamburoğlu, Koca Mustafaoğlu, Dıbağoğlu, Vedinleroğlu, Bostanoğlu, Absarılıoğlu, Meşeoğlu, Sarı Ahmedoğlu, Madenoğlu, Kabakçıoğlu, Kopranoğlu, Nebioğlu, Boznazoğlu, Sarı Ömeroğlu, Hacı Kozoğlu, Timurcuoğlu, Ahlatçıoğlu, Karacaoğlu, Hacı Mikdatoğlu, Cinalioğlu, Müezzinoğlu, Cefakaroğlu, Sofioğlu, Hacı İbrahimoğlu, Siyamioğlu, Etyemezoğlu, Ali Canoğlu, Hatiboğlu, Kemaloğlu, Palasıkıcıoğlu, Hacı Mehmedoğlu, Sekmenoğlu, Neferoğlu, Binicioğlu

         Yukarıda anılan isimler tasnif edildiğinde Şücaaddin Divanı’nı oluşturan köylerdeki sülale isimleri ortaya çıkacaktır.

 

DOĞANCI KÖYÜ

 

         Merkeze 2km. Uzaklıktadır. Yukarı ve aşağı olmak üzere iki mahalledir. Köyün kuruluş tarihi bilinmemektedir. Doğan Bey isminde zengin bir kişinin gelip yerleşmesi ile kurulduğu hikâye edilir. Doğancı ismi anlam olarak. Doğan : Et yiyen bir vahşi bir kuş. –cı soneki Doğan yakalayan veya ehlileştiren anlamlarına gelmektedir. Doğancı ismi Doğan Bey ismine atıfta bulunmuyor. Doğan yetiştiren anlamına geliyor. Bu anlamda Doğan Bey isimli biri tarafından kurulmuş olması pek olası değildir. Bura halkının Doğan yetiştiriciliği ile uğraşmış olması daha mantıklı bir yaklaşımdır.

         İsim için diğer bir olasılık da Yeniçeri Ocağı ile ilgilidir. Yeniçeri ocağında Doğancı adı verilen özel hizmet gören bir gurup vardı. Yine Osmanlıda padişah beratıyla vergi ödemeyen Doğancı diye özel hizmet yapan bir sınıf vardı. “Doğancı” ismi için bu seçeneklerde mevcuttur.

         Bolu Tarihi’nde M.Zekai Konrapa, Doğancı Köyü civarında 3. ve 4. yüzyılara ait, Bizans mezar taşlarının bol miktarda bulunduğunu yazmaktadır. Doğancı Köyü mezarlığının olduğu yerde anılan mezar taşlarına ve yazılı taşlara rastlamak mümkündür.

Osmanlı devleti’nin son zamanlarında Bolu-Gerede karayolu şimdi olduğu istikamete kaydırılınca Doğancı Köyü ekonomik anlamda gelişmiştir. Köye yol nedeni ile konaklama yerleri hanlar yapılmıştır. Çağa yangınından sonra Reşadiye (yeniçağa) kurulunca gelişmeye müsait olan coğrafi üstünlüğünü kaybetmiştir. 

         Köy 1845’te Abdülmecid döneminde 10 hane olarak görünmektedir. Bu duruma göre nüfusu yaklaşık 50 kişi civarındadır. Bu dönemde Köydeki sülaleler şunlardır: Doğancıoğlu, Sağıroğlu, İmamoğlu, Şahinoğlu, Yüzbaşıoğlu, Haliloğlu, Karaosmanoğlu, Büryanoğlu.

 

ESKİÇAĞA KÖYÜ

             Yeniçağa'nın Kuzeyinde yer alan köy merkeze 6 km uzaklıkta olup Zonguldak Yolu kenarındadır. Osmanlı döneminde ayanlık olan yerleşimde çıkan büyük yangından sora oradan göç edenler tarafından Yeniçağa kurulmuştur. Köyde Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait bir çok tarihi eser vardır. Yıldırım Beyazıt burayı Ankara Savaşı öncesi konaklama yeri olarak seçilmiş ve bir hamam yaptırmıştır. Köyün okuma yazma oranı % 100 olup Halk geçimini tarım , hayvancılık ve nakliyecilikle temin etmektedir.

GÖLBAŞI KÖYÜ

    İlçenin ve Çağa Gölü’nün güneyinde tepelik alanda yer alır. Eskiden adı “Kaltakçı” idi. Kaltak; binek hayvanı üzerinde oturmaya yarayan eyerin tahta kısmına verilen addır. Son ek  -çı sonuna geldiği kelimelere “o işi yapan, satan” anlamı vermektedir. Kaltakçı, eyerin tahta kısmını yapan, satan kişi anlamına gelir.Bu isimden biz köyün tarihsel olarak bu iş kolunda usta olduklarını en azından Osmanlı döneminde köyün varolduğunu anlıyoruz. Eskiçağa’ya yakın olması eski yerleşimlerin Çağa Nahiyesi’ne doğru geliştiğini gösteriyor.

         Köyün ilk isminin “Boyacılar Köyü” olduğu da nakledilir. Köyün doğusunda bulunan mahallede, Sinanlar Mevkii denilen yerde, Boyacı Pınarı adı verilen bir su kaynağı vardır. “Boyacı Pınarı” olarak anılan yer söyleyişte “Bocu Pınarı” veya “Bocu Köyü” olarak değişmiştir.  

         Yakın tarihte köyün ismi 1981 yılında “Kaltakçı” iken, “Gölbaşı” olarak değiştirilmiştir. İlçe merkezine 7 km. uzaklıktadır. İki mahallesi vardır. Merkez ve Alibeyler Mahallesi’dir.

         Bu köyün kurucusu olarak bir zat gösterilir. ”İlçede mukim mülazımlardan Yüzbaşı Mülâzım Bey isimli kişi şimdiki Gölbaşı Köyü’nün bulunduğu yere gelip yerleşir. İlk yerleşim yerini kuran yüzbaşı daha sonra Çağa Köyü’ne oradan da Yeniçağa’ya geçer.” Biz bu görüşün doğruluğuna şüphe ile bakıyoruz. Zira yukarıda da belirttiğimiz gibi köy eski bir köydür. Söz konusu Yüzbaşı Mülazım Bey, Yeniçağa İlçesi’ne yerleştiğine göre, (Yeniçağa 1910 civarında kurulmuştu) Gölbaşı köyünün Yeniçağa kadar bir tarihi olması gerekir. Oysa bu köy çok daha eskiden kurulmuştur. Üstelik köyde Roma, Bizans dönemine ait sütunlar ve Osmanlı dönemine ait yazılı taşlar vardır.

         Bu köyün Sinanlar denilen bir mevkisi vardır. Burada Sinan Bey isimli bir zatın sarayı ve etrafında ona bağlı bir köyün varlığına inanılır. Biz Çağa Kazasını anlatırken Çağa Kazasında kadılık yapmış olan Mevlana Sinan bin Hacı Hamza’dan söz etmiştik. Burada adı geçen Mevlana Sinan, Çağa’da kadı olarak görev yapmıştır. Gölbaşı Köyü’nde anılan Sinan Bey yada Sinanlar Mevkisi ile Mevlana Sinan arasında bir bağ kurulabilir. 

Tüm bunlar Gölbaşı Köyü’nün eski bir yerleşim yeri olduğuna delildir. Ayrıca Gölbaşı Köyü’nün eski camisinin kitabesinde: “Sahibül Hayrat vel Hasenat Ocakzade esseyit el Hac-ı Osman Ağa’nın hayratıdır. Sene 1235 (1820)” yazmaktadır.

         Kaltakçı Köyü bugünkü adı ile Gölbaşı Köyü, Abdülmecid döneminde 14 haneden ibarettir. Hane sayısına göre nüfusu 70 kişi civarındadır. Köyün 1845 yılı kayıtlarına göre yıllık geliri 16325 guruştur. Ödediği vergi 6650 guruş, aşar vergisi 569 guruştur. Hane başına geliri 1166 guruştur. Gölbaşı köyü o dönemde Çağa’nın zengin köylerinden birisidir.

         Köyün imamı Ömer Efendi’dir. Bu şahıs kayıtlara göre Bolu’nun İshak Camisinde imamlık yapmıştır. Köyün en varlıklı kişisi Cebeloğlu Ali’dir. Cebeloğlu Ali’nin 32 küçük ve büyük baş hayvanı, 3 dönüm çayırı ve 2290 guruş yıllık geliri vardır. Köyün bu dönemdeki sülale isimleri şunlardır: Ömer Efendi, Saraçoğlu, Baltacıoğlu, İmamoğlu.

 

HAMZABEY KÖYÜ  

       Köy ilçe merkezinin kuzeybatısında, merkeze 5 km. uzaklıkta bulunur. Yeniçağa İlçesi’nin en büyük köyüdür.

       Köyün 4 mahallesi vardır. Bunlar; Yayalar, Sağırlar, Karabeyler, Dumanlar mahalleleridir. Bu mahallelerin, köye ismini veren ve kurucusu olarak kabul edilen, Hamzabey adlı beyin oğullarının adları olduğu kabul edilir.

HAMZA BEY KİMDİR?


         Hamza Bey üzerine yaptığımız araştırmalarda bu ismi Çağa tarihi ile ilişkili olarak taşıyan dört tarihi kişiye rastladık. Bunlardan birincisi 1215 yıllarında yaşamış Anadolu Selçuklu Devleti’nin bir komutanı olan Hamza Bey’dir. Çankırı’nın Tosya İlçesini Türklere kazandırmıştır. Türklerin Aradolu’yu Türkleştirme mücadelesine katılmıştır. Bu kişi ile Hamza Bey arasında bir ilişki varmı? İkisi aynı kişi mi? Şimdilik bunu bilmiyoruz.

         Hamza Bey ismini taşıyan diğer tarihi şahsiyet ise, 2. Murad’ın lalası olan Hamza Bey’dir. 2. Murad Amasya sancak beyi iken bu Hamza Bey kendisine lalalık yapmıştır.  2. Murad padişah olduğunda Hamza Bey Anadolu Beylerbeyi olur. Hamza Bey’in Çağa ve civarı ile ilişkisi şudur: 2. Murad Çağa Ovasında İsfendiyar Bey ile “Çağa Savaşı”nı yaparken Hamza Bey de Anadolu beylerbeyi veya 2. Murad’ın lalası olarak savaşa katılmıştır. Bundan dolayı Hamzabey Köyü ile bir bağlantı kurulabilir mi? Henüz bir görüşümüz yok. Bu iki görüşü Hamzabey için çokta uygun görmüyoruz.

         Bir başka Hamza Bey’ Candaroğlu Sultanı Sücaüddin Süleyman Paşa ile ilgilidir. Candaroğlu Beyi Süleyman Paşa, Bolu’yu almak için, Bolu-Gerede hududu arasında defalarca mücadele etmişse de muvaffak olamayınca Gerede-Bolu arasındaki hududun tahkimine karar vermiştir. Bolu ile Gerede arasında kalan söz konusu yer çağa’dır. Süleyman Paşa, Bolu’ya yapacağı seferler için Çağa ve civarını bir üs olarak kullanmak istemiş ve Çağa civarına Türk boylarının yerleşmesine gayret etmiştir. 

         Çağa civarına özellikle Çağa Gölü’nün batısına doğru yerleşimler kurulmuştur. Süleyman Paşa, Kumandanlarından; Hamza Bey, Kara Bey, Duman Bey, Kemal Bey’lerin namlarına izafetle onların emrindeki halktan bir kısmını buralara yerleştirmiştir. 

         Hamzabey ile ilgili diğer bir görüşümüzde Aslahaddin ile ilgilidir. Aslahaddin’in gerçek ismi Hamza Bey’dir. Kendisi Oğuzların Kayı boyundandır. Bolu, Bizanslıların elinde iken Bolu’ya gelmiş ve Bolu Kalesini muhasara etmiştir. Bu durum, Hamzabey Köyü ile ilgili anlatılan köyün kuruluşu efsanesine uygun bir anlatımdır. Kendisi Bolu’da ölmüştür. Mezarının Aslahaddin Camisinin bulunduğu yerde olduğu sanılmaktadır.

          Hamzabey’in mahallelerinden biri olan Yayalar ismi üzerinde biraz durmak gerekir. Yayalar isminin Hamza Bey’in oğullarından biri olduğu için buraya verildiği bir görüş olmakla birlikte, yayalar isminin başka anlamları da vardır. Yayalar, Osmanlı ordusunda eyalet askerlerinden bir gurubun adıdır. Yayalar, Yörükler, Müsellemler, Cerahurlar, Canbazlar ve Tatarlar Osmanlıların ilk düzenli birlikleri idiler. Yeniçeri Ocağının 14. yüzyılda kurulması ile bunlar geri hizmet birliği oldular. Yayalar, Anadolu’nun çeşitli sancaklarında bulunurlar, nöbetle hizmete giderlerdi. Savaş zamanında yol açmak, hendek veya siper kazmak, top çekmek, gülle ve ağırlık götürmek, zahire taşımak gibi işler yaparlardı. 

         Hamzabey Köyü’nün Yayalar Mahallesi’nde Yıldırım Bayezid zamanında bir çeşme yapılmıştır. Çeşme, Yıldırım Bayezid’ın Kastamonu seferine giderken Çağa’ya uğraması sonucunda Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılmıştır.  Çeşme, Çağa’daki Camii ve hamamla aynı zamanda 1398 tarihinde yapılmıştır.

1530 tarihli Vilayet-i Anadolu Defteri’nde, Hamzabey Köyü 51 hane ile Çağa’nın en kalabalık köylerinden bir tanesidir. Köyün nüfusu 250 kişi civarındadır.  Ne yazık ki bu dönem ile ilgili Hamzabey Köyü’nde kişi yada aile ismine rastlamıyoruz.

1706 Bolu Livası Tahrir Defteri kayıtlarında Çağa’nın köyleri arasında Hamzabey Köyü’de kaydedilmektedir. Köy hakkında ayrıntılı bilgi verilmemektedir. 

         1845 Temettuat Defteri’nde Hamzabey Köyü,74 hane olarak görülmektedir. Köyün Sultan Abdülmecid döneminde nüfusu yaklaşık olarak 380–400 arasındadır. Köyün yıllık geliri 50 104 guruştur. Ödediği vergi 15 137 guruş, aşarı ise 1759 guruştur. Hane başına düşen yıllık geliri de 677 guruş civarındadır.

         Hamzabey Köyü’nün imamı Şeyh Ahmet oğlu Mustafa Efendi’dir. Köydeki caminin adı bu devirde “İmam İshak Camii”dir. Köyün muhtarı yanı kethüda’sı Mehmed’dir. Köyün en zengin kişisi Delikolay Abdullah adındaki şahıstır. Bu şahsın yıllık geliri 3483 guruş civarındadır. Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.

Hamzabey Köyü’nde 1840’lı yıllarda yaşayan kişiler bugünün atalarıdırlar. Osmanlı Devletinde soyadı kullanılmadığı için, insanlar baba adları ile anılmışlardır. Zaman içinde baba adı veya lakabı olarak kullanılan isimler sülale isimlerine dönüşmüştür. İşte Hamzabey Köyü de böyledir. Yaklaşık 160 yıl önce kullanılan bir çok isim bugünde mevcuttur. Köydeki isimler şunlardır:

Şeyh Ahmedoğlu, Çobanoğlu, Kapıcıoğlu, Delikolayoğlu, Çakıroğlu, Hacı İbrahimoğlu, Bayramoğlu, Hacı Hüseyinoğlu, Geçgelenoğlu, Bekiroğlu, Bıdıkoğlu, Kayıkioğlu, Koca Yusufoğlu, Kapıcıoğlu, Mehteroğlu, Aynacıoğlu, Sirkelioğlu, Emin Efendi Oğlu, Sağıroğlu, Kasaboğlu, Ekşioğlu, Mollaoğlu, Hacı Ömer Oğlu, Köle Yusufoğlu, Çolak Osmanoğlu, Velioğlu, Çadıroğlu, Vanlıoğlu, Feyzuloğlu, Hüseyin Bey Oğlu, Mesak Oğlu, Mehmet Bey Oğlu, Hacı Mahmudoğlu, Hacıoğlu Molla, Alemdaroğlu, Perdahcıoğlu, Molla Yusufoğlu, Kobaşoğlu, Tokatlıoğlu

Bu sülalelerin büyük bir kısmı bugün de varlığını devam ettirmektedir.

 

KEMALLER KÖYÜ


    
     İlçe merkezine 7 km uzaklıktadır. Tavşanlar, Nallar ve Müezzinler olmak üzere üç mahalleden oluşmuştur. Bu köy halkının Osmanlı- Rus Savaşında (1877) göçen Türklerden olduğu sanılmaktadır. Köyün çevresi ormanlarla kaplı olup görülmeye değer harika bir mesire yeri olan Kemaller Çamlığı vardır. Köy halkı tarım ve hayvancılığın yanı sıra aşçılık mesleği yaparak geçimini sağlamaktadır. Köyün nüfusu 324 kişi olup, okuma yazma oranı % 100 dür. 

SANCAK KÖYÜ


         Bu köy Seydi Süleyman’ın kabrinin bulunduğu yerin adıdır. Bugün burası Kemaller Köyü’nün Cefakârlar Mahallesidir. Tarihi kayıtlarda ise Sancak Köyü olarak geçer.


KINDIRA KÖYÜ

      Yeniçağa’ya 13 km. uzaklıktadır. Hasanağalar, Kındıra ve Beyköy olmak üzere 3 mahalledir.

         Kındıra: Bu isim Anadolu’nun birçok yerinde kullanılan bir isimdir. Öz biçimi ya Kandıra “Kanda-ura” “Yüce Kanda” ya da “Kinda-ura” “Yüce Kinda” (ana tanrıça geç dönemde Artemis) olmalıdır. Kanda kutsallığı olan, kutlu iyi, yüce anlamlarına gelir. Luwi baş tanrılarından biridir. Ura son eki de “ulu, yüce” anlamına gelir. Anlamı “Yüce Kinda” “Yüce Kanda” dır.

         Bugünkü yerleşimin tarihi çok eskiye dayanmaz. Bir kısmı Yabanova’dan, bir kısmı Bolu’ya bağlı Tekke Köyü’nden, bir kısmı da çevre köylerden gelerek buraya yerleşmiştir. Cumhuriyetten önce Örenköy’e bağlı bir muhtarlık iken, cumhuriyetten sonra muhtarlık olmuştur. Köyün ilk adının “Kıntır” olduğu da iddia edilir.

                   Kındıra Köyü civarında önemli Roma-Bizans yerleşimleri vardır. Bu alanda bulunan sütunlar Kındıra ve yakın köylerde musalla taşı olarak kullanılmaktadır. Buradaki yerleşimin bir diğer önemi de tarihi Çağa ve Bolu arasındaki yoldan kaynaklanır. Antik yolun Gökçesu Vadisi, Çağa üzerinden Bolu’ya ulaştığını görmüştük. Sonraki dönemlerde bu yol yerini Kındıra üzerinden geçen yola bırakmıştır. Yeniçağa İlçesindeki tarihi yerleşimler arasında önemli bir yeri vardır.

      Beyköy, Çağa Kazasının bir köyüdür. Bu köy 1530 Vilayet-i Muhasebe-i Anadolu Defteri’nde yoktur. İsim anlam olarak “Beyköy, Beyin Köyü, Beye ait olan köy” anlamına gelmektedir. Çağa Kazası’na çok uzak değildir. Çağa’da yaşamış olan Asilbey ile bir ilişkisi vardır. Asilbey’in Otac Köyü sınırlarında bir çiftliği olduğunu biliyoruz. Bu çiftliğin adı Asilbey Çiftliği idi. Çiftliğe yakın bir yerde Asilbey Zaviyesi de kayıtlarda mevcuttur. Çiftliğin ve zaviyenin olduğu yer zaman içinde gelişmiş, hane sayısında artış olmuştur. Burası zamanla bir köyü dönüşmüş ve isim olarak da Asilbey’e ait olduğunu göstermek amacıyla Beyin Köyü anlamında “Beyköy” olarak adlandırılmıştır.  

         Beyköy, 1840’lı yıllarda Çağa Kazasının bir köyüdür. Bu tarihten öncede köy olduğuna şüphe yoktur.  Beyköyü, 7 hanedir. Hane sayısına göre nüfusu 35–40 civarındadır. 1845 yılına göre yıllık geliri 5792 guruştur. Vergisi 2640 guruş, aşar vergisi 218 guruştur. Hane başına geliri 827 guruştur.

         Köyde ilgi çeken bir şahıs piyade neferi zabıtası Hacı Gökçeoğlu’dur. Aylık geliri 40 guruştur.

         Köyde bu dönemde yaşayan sülaleler şunlardır: Kethüdaoğlu, Kadıoğlu, Hacı Gökçeoğlu, Abazaoğlu, Divanatıoğlu

         Bu köy daha sonraları Kındıra Köyü’nün bir mahallesi olmuştur.

 

ÖRENKÖY

        İlçe merkezine 8 km uzaklıktadır. 6 mahalleden oluşmaktadır.1-Hamzalar 2-Mitatlar 3-Çakıllar 4-Osmanağalar 5-Ahmetler 6-Comarlar veya (Gıygalar) mahalleridir. Köyün batısı ve kuzeyi ormanlarla çevrilidir. Göncek Çamlığı ve Dikmen Çamlığı birer doğa harikasıdır. Köyün geçim kaynağını tarım ve hayvancılığın yanında aşçılık mesleği oluşturmaktadır. Çok ünlü aşçılar yetişmiştir. 

.

SARAY KÖYÜ

 

 

 

YAMANLAR KÖYÜ

İlçenin en uzak köyüdür. Yeniçağa’ya 11 km. uzaklıkta, kuzeydoğu yönündedir. Köy Arkot Dağı’na doğru kurulmuştur. Orman içine doğru güzel bir köydür.

         Yamanlar Köyü iki mahalleden meydana gelir. Köylülerin Mengen ve Kızılcahamam’dan gelerek buraya yerleştikleri sanılmaktadır.

         Köyün içinde yaklaşık iki yüz yıllık tarihi bir ev vardır. Ev taş temel üzerine kerpiç duvardır. Kilerin üzerine iki kat olarak yapılan evin iki girişi vardır. Kilerin olduğu yere işlemeli bir merdiven ile inildiği gibi, dışarıdan da giriş vardır. Kilerin olduğu yer yuvarlak bir kapakla açılmaktadır. Yoldan tarafta bulunan kapıdan birinci kata girilir. Birinci katta üç oda ve bir abdestlik bulunur. Aynı plan ikinci kat içinde geçerlidir. Toplam altı oda ve iki abdestlik vardır. Çatı ise gemi kaburgası biçiminde yapılmıştır. Odalardaki dolapların, ahşap kısımların işlemeleri çok güzeldir. Kapılarda asma kilitler kullanılmıştır. Tavanlarda baklava biçiminde süslemeler yapılmıştır. İşçiliği, mimarisi ve tarihi güzelliği ile görülmeye değer bir eserdir. Yeniçağa tarihi bakımından korunması gereken birkaç eserden birisidir. 

         Yamanlar Köyü civarında Bizans Dönemine ait mezar taşları bulunmaktadır. Doğancı Köyü ile Yamanlar Köyü Bizans Dönemi mezar taşlarının Yeniçağa İlçesi’ndeki en yaygın dağılımını verir. Bu civarda da en az bir Hıristiyanlık devri dini yapısı bulunması gerekir. Ayrıca Yamanlar Köyü Ibrıcak Köyü’ne de yakındır. Hem Yeniçağa hem de Ibrıcak’taki tarihi yerleşimlerle komşudur. Roma veya Bizans döneminde Ibrıcak‘taki yerleşim yerine bağlı bir köy olması muhtemeldir.

         1706 tarihli Bolu Livası Tahrir Defteri’nde Yamanlar Köyü hakkında bazı bilgilere rastlıyoruz. Bu bilgilerde köyde mescid, üç kahvehane, hamam, dükkân, iki çiftlik, dört sazlık ile iki derbent vardır. Köyün bir de kethüdası (muhtar) varıdır. Tahrir Defteri’nde neredeyse tüm köylerde hamam veya kaplıca olduğu yazılmıştır. Hamamın köyün neresinde olduğunu bilemiyoruz. Köyün Nüfusu gösterilmemiştir.

         Yamanlar Köyü 1845 yılı Temettuat Defteri’nde 22 hane olarak görünmektedir. Hane sayısına göre köyün nüfusu yaklaşık 100–110 arasındadır. Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyün toplam geliri 9692 guruştur. Ödediği vergilerin toplamı 3108 guruş, aşarı 284,5 guruştur.

Köyün en varlıklı kişisi Çil Hacıoğlu Hacı Hasanağa’dır. Yıllık geliri 2898 guruştur. Küçük ve büyük baş hayvan toplamı 37 tanedir.

Köyün bu devirdeki sülale isimleri şöyledir: Çil Hacıoğlu, Durdu Haliloğlu, Söylemezoğlu, Kuzu Ahmetoğlu, Porukoğlu, Abbasoğlu, Kotaşoğlu, Tüysüz Yarımağaoğlu, Toprakçıoğlu, Sağıroğlu, Emir Haliloğlu, Eğri Hasanoğlu, Sarı Ömeroğlu

Oruç ve Bize Kazandırdıkları
İsmail Doğanay

 

 

 

Yardımcı Sayfalar

 

Türkiye Karayolları Haritası

İller Arası Mesafe

Sürücü Ceza Puanı

Araç Vergi Borcu

Büyükelçilikler ve Konsolosluklar

Ülkelerin Yerel Saatleri

Dünya'da Hava Durumu

SSK Hizmet Dökümü

Telefon Rehberi

T.C. Kimlik No Öğren

IMEI Sorgulama

Motorlu Taşıtlar

Hava Durumu

Telefon Faturası

Adsl Faturası

Elektrik Faturası

Döviz Bilgileri

Sahte Para

Bolu

Yeniçağa Belediyesi

Yeniçağa Kaymakamlığı

Yenicagachefs

Yeniçağa Spor 

döviz


Diller
İçerik Rss - Haberler Rss
Tasarım ve Programlama: Omnportal